ABD eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi’ne verdiği yeminli ifadede, finansçı Jeffrey Epstein ile şahsi bir tanışıklığı olduğunu hatırlamadığını ve söz konusu ismin hukuka aykırı faaliyetlerine dair bir bilgisinin bulunmadığını beyan etti. Kongre tutanaklarına geçen ifadesinde Clinton, daha önce sunduğu yeminli beyanları yineleyerek, kendisinin ve eşi eski ABD Başkanı Bill Clinton’ın kurumsal süreçlere şeffaflık sağlamak amacıyla bu oturuma katıldıklarını belirtti.
Oturum, salt hukuki bir bilgi toplama sürecinden ziyade, tarafların karşılıklı siyasi manevralarına sahne oldu. Clinton, komiteye Epstein dosyasıyla doğrudan bağlantılı isimlerin dinlenmesi çağrısında bulunarak, hedefin eski ABD Başkanı Donald Trump olması gerektiğine işaret etti. Trump’ın adının Adalet Bakanlığı belgelerinde geçmesini gerekçe gösteren Clinton, bu durumun yeminli bir ifadeyle aydınlatılması gerektiğini savundu. Kendi kamu hizmeti geçmişine atıfta bulunan Clinton, vakayı münferit bir sansasyon değil, “bir siyasi partiyi ve bir kamu görevlisini korumaya yönelik kurumsal bir zafiyet” olarak tanımlayarak, projeksiyonu Cumhuriyetçi Parti’ye yönlendirdi.
Duruşmanın seyri, sosyal medya üzerinden yürütülen taktiksel bir hamleyle kesintiye uğradı. İfade sürecinde, Temsilci Lauren Boebert tarafından çekilen ve siyasi yorumcu Benny Johnson aracılığıyla X platformunda paylaşılan bir fotoğraf, Kongre kuralları ve oturumun ciddiyeti etrafında bir tartışma yarattı. Boebert, fotoğrafın oturuma ara verildiği sırada çekildiğini belirterek kural ihlali iddialarını reddetse de; bu hamle, duruşmanın adli bir hakikat arayışından ziyade, kamuoyunun algısını yönetmeyi amaçlayan partizan bir tiyatro ve dijital reyting aracı olarak kurgulandığını şeffaf bir biçimde ortaya koydu.
Analiz: Clinton geri adım atmıyor
BBC Kuzey Amerika Muhabiri Anthony Zurcher’in değerlendirmesine göre, mevcut tablo anlık bir krizden ziyade, 30 yıla yayılan yapısal bir siyasi intikam döngüsünün parçasıdır.
Hillary Clinton’ın bu oturumdaki savunma stratejisi; 2012’deki Bingazi konsolosluk saldırısı soruşturmasındaki Kongre ifadesini ve eşi Bill Clinton’ın 1998’deki Beyaz Saray azil sürecini (impeachment) anımsatan, kronikleşmiş siyasi saldırılara karşı geliştirilmiş kurumsal bir direnç modelidir. Clintonların daha önce komiteyi “Başkan Trump’ın talimatıyla siyasi rakipleri zor durumda bırakmaya çalışmakla” suçlaması ve ifade celplerine baştan direnmeleri, bu hukuki sürecin yaklaşan ABD seçimleri öncesinde bir siyasi şantaj silahına dönüştüğünün göstergesidir.
Clinton, Berlin’de BBC’ye verdiği röportajda bu süreci, Cumhuriyetçilerin Trump-Epstein bağlantısını unutturmak için başvurduğu bir oyalama taktiği olarak nitelendirmiş ve “Gün ışığının en iyi dezenfektan olduğuna inanıyoruz” diyerek karanlık komplo teorilerine karşı radikal şeffaflığı bir kalkan olarak kullanmıştı. Adalet Bakanlığı belgeleri, ilgili şahsın hüküm giymesinin ardından da birçok siyasi ve figürle temasını sürdürdüğünü doğrulamaktadır; ancak hukuk normları gereği, belgelerde adın geçmesi tek başına adli bir suç unsuru teşkil etmemektedir.
Bu asimetrik güç savaşının bir sonraki adımı, eşi Bill Clinton’ın komite karşısına çıkmasıyla gerçekleşecek. 1983’te Gerald Ford’dan bu yana ilk kez eski bir ABD başkanının Kongre önünde yeminli ifade verecek olması, ABD hukuki tarihinde bir emsal yaratırken; Washington’daki kutuplaşmış siyasi yapının, en ağır ceza dosyalarını dahi nasıl birer siyasi hesaplaşma arenasına çevirdiğini tarihe not düşmektedir.

