Anasayfa » Gündem» Hacıosman Metrosu’ndaki Acı Kaybın Ardındaki Gerçek: Akran Zorbalığı ve Sınav Stresi Gençlerimizi Nasıl Tüketiyor?

Hacıosman Metrosu’ndaki Acı Kaybın Ardındaki Gerçek: Akran Zorbalığı ve Sınav Stresi Gençlerimizi Nasıl Tüketiyor?

Yayınlanma: 23.02.2026 13:30
Eda Aydoğdu
Gazeteci

20 Şubat Cuma günü İstanbul Sarıyer’deki M2 hattı Hacıosman Metro İstasyonu’nda yaşanan olay, yalnızca seferleri durduran anlık bir “metro aksaklığı” değil; gencecik bir hayatın, omuzlarına yüklenen ağır yükler altında ezildiği derin bir trajediydi. Ayazağa’da bir lisede eğitim gören 12. sınıf öğrencisi 17 yaşındaki Aylin Görgülü, maalesef o gün hayatını kaybetti. Biz gazetecilerin ve toplumun görevi, bu acı kaybı sıradan bir adli vaka olarak geçiştirmek değil; başka çocukların da aynı karanlıkta kaybolmaması için olayın kök nedenlerine ışık tutmaktır.

Olayın Ardındaki Teyitli Gerçekler

Emniyet, itfaiye ve sağlık birimlerinin hızla müdahale ettiği Cuma günü saat 16.45 sıralarında meydana gelen bu trajik olayda, acil sağlık ekipleri genç kızın olay yerinde hayatını kaybettiğini belirledi. Olay Yeri İnceleme ekiplerinin ve Cumhuriyet Savcısının yürüttüğü titiz çalışmalar sonucunda cenaze, gerekli işlemler için Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırıldı ve yetkililerce kapsamlı bir soruşturma başlatıldı.

Polis kaynaklarından ve resmi incelemelerden elde edilen teyitli bilgilere göre, hayat dolu ve sevilen bir müzik grubu üyesi olan Aylin’in gidişi anlık bir karardan ziyade, birikmiş bir çaresizliğin sonucuydu. Emniyetin incelemelerine yansıyan kayıtlarda, genç kızın vefatından hemen önce bir arkadaşına “Kardeşim ben size layık olmadım” şeklinde yürek burkan bir veda mesajı gönderdiği tespit edildi.

“Masum Bir Şaka” Değil, Yıkıcı Bir Şiddet: Akran Zorbalığı

Acılı baba Erdem Görgülü’nün ifadeleri, Aylin’in üniversiteye hazırlık sürecinde çok ağır bir stres altında olduğunu doğrularken; arkadaşlarının beyanları çok daha tehlikeli ve görünmez bir sorunu gün yüzüne çıkardı: Akran Zorbalığı.

Toplum olarak artık şu gerçeği tavizsiz bir ciddiyetle kabul etmek zorundayız: Okul koridorlarında ya da dijital platformlarda yaşanan akran zorbalığı, çocuklar arasındaki “masum bir şaka” ya da “büyüme evresi” değildir. Gencecik ruhlarda geri dönülmez yaralar açan ve onları hayatlarından vazgeçme noktasına sürükleyebilen ölümcül bir psikolojik şiddet türüdür. Buna bir de milyonlarca gencin omuzlarına binen yıkıcı üniversite sınavı stresi eklendiğinde, gençlerimiz içinden çıkılmaz bir karanlığa itilmektedir.

Bu Haberi Okudunuz mu?  TÜİK BOMBAYI PATLATTI: EVLİLER YAŞADI, BEKARLAR YANDI! İŞTE EN MUTLU OLAN O YAŞ GRUBU

Ebeveynlere ve Eğitimcilere Uyarı: Sessiz Çığlıkları Duyun

Bir insan hayatı, atılacak hiçbir tık veya reytingden daha değersiz değildir. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) basın etiği ilkeleri doğrultusunda, intihar eylemini hiçbir şekilde detaylandırmadan ve romantize etmeden bu haberi sizlere ulaştırmamızın tek bir nedeni var: Çocuklarımızın sessiz çığlıklarını duymak zorundayız.

Evlatlarının lise çağındaki psikolojik durumunu endişeyle takip eden ebeveynler, okul yöneticileri ve eğitimciler; çocuklarımızın sadece akademik başarılarına değil, ruhsal bütünlüklerine de odaklanmakla yükümlüyüz. Öğrenciler arasındaki zorbalığı tespit etmek ve buna karşı koruyucu, şefkatli bir duvar örmek hayati bir sorumluluktur.

Pazar günü Sarıyer Merkez Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından Kilyos Mezarlığı’nda gözyaşları içinde toprağa verilen Aylin kızımıza Allah’tan rahmet, kederli Görgülü ailesine başsağlığı diliyoruz. Başka Aylinlerin hayattan kopmaması ve gençlerimizin akran zorbalığı gibi sessiz tehlikelere kurban gitmemesi için; toplumun tüm paydaşlarını uyanık olmaya ve gençlerimize şefkatle sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Kaynak: Haber Merkezi

Paylaş:

Eda Aydoğdu

Ben, Türkiye'nin karmaşık bürokrasi ve ekonomi gündeminde sizin 'halktan' tercümanınızım. Finans uzmanlarının veya devlet dairelerinin kullandığı o soğuk, anlaşılmaz dili; emeklinin, memurun ve işçinin kahvehanede konuştuğu samimi 'sokak diline' çeviriyorum.

Amacım sadece haber vermek değil; 35-65 yaş arası vatandaşlarımızın 'Hakkım yanar mı?', 'Cezalı duruma düşer miyim?' veya 'Daha ucuza alabilir miydim?' şeklindeki kaygılarını gidermektir. Resmi Gazete'yi, market kataloglarını ve mevzuatları sizin yerinize tarıyor; gereksiz detayları atıp sadece 'cebinize girecek parayı' veya 'kaçırmamanız gereken fırsatı' en yalın haliyle sunuyorum.

Yorumlar

Yorum yapın