Şam yönetimi, Suriye’nin kuzeydoğusunu merkezi idareye entegre etme sürecini sürdürürken, ABD ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında yeni bir diplomatik temas daha gerçekleşti. Görüşme, Irak’ın Süleymaniye kentinde, Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Bafel Talabani’nin ev sahipliğinde yapıldı.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ile bir araya geldi. Açıklamalara göre görüşmenin ana gündemi, 29 Ocak’ta varılan anlaşmanın uygulanmasında karşılaşılan engellerin aşılması oldu.
Bu temas, hem ABD’nin Suriye’den çekilme süreci hem de IŞİD tehdidinin yeniden tırmanma riski açısından dikkat çekici bir döneme denk geliyor.
Suriye’nin Kuzeyinde Kontrol Değişimi
Ocak ayı sonunda Suriye ordusu, ülkenin kuzeydoğusundaki yerleşimlerin büyük bölümünde kontrolü SDG’den devraldı. Bu gelişmenin ardından ABD ordusu da SDG kontrolünden çıkan bölgelerdeki bazı askeri üslerini boşaltmaya başladı.
Sahada ABD bayraklı askeri araçların, bir kısmı hâlâ Kürt güçlerin kontrolünde bulunan bölgelerden Kuzey Irak’a doğru çekildiği görüntülendi. AFP’ye konuşan üç Amerikalı kaynak, ABD’nin bir ay içinde Suriye’den çekilme sürecini tamamlayabileceğini ifade etti.
Bu olası çekilme, sahadaki güç dengeleri ve IŞİD’le mücadele açısından yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor.
IŞİD Saldırıları ve Güvenlik Riski
SDG kontrolündeki cezaevlerinin el değiştirmesi sırasında kaçışların yaşandığı kabul edilmişti. Güvenlik kaynaklarına göre bu durum, IŞİD’in yeniden yapılanma kapasitesine ilişkin endişeleri artırdı.
Suriye devlet televizyonu, 23 Şubat’ta Rakka’da bir kontrol noktasına düzenlenen saldırıda dört güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Saldırıyı doğrudan üstlenmeyen IŞİD, iki gün önce Ahmed Şara hükümetine karşı “yeni bir operasyonlar safhası” başlattığını ilan etmişti.
Örgütün son dönemde saldırı düzenlediği yerler arasında Deyrizor’un Mayadin kenti de bulunuyor. SDG Komutanı Mazlum Abdi, IŞİD’in hâlâ “çok güçlü” olduğunu ve büyük şehirlerde eylem kapasitesini koruduğunu söyledi.
Şam yönetimi ise 2025 yılında ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı koalisyona katılarak örgütle mücadelede daha aktif bir rol üstlendi.
Entegrasyon Süreci “Vaktinde” mi İlerliyor?
Suriye devlet televizyonuna göre, Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Ali el-Naasan 22 Şubat’ta SDG’den bir heyetle askeri entegrasyon sürecini görüştü.
Ocak ayında Şam ile SDG arasında varılan anlaşma kapsamında, Suriye Sivil Havacılık Kurumu 21 Şubat’ta Kamışlı Havalimanı’nın kontrolünü devraldı. Ardından güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlı’ya girdiği ve idari kurumların merkezi yönetime geçtiği bildirildi.
Yetkililer sürecin “takvimine uygun” ilerlediğini savunurken, SDG’ye yakın kaynaklar bazı engellerin sürdüğünü belirtiyor.
Mazlum Abdi: “Anlaşma Bozulursa Mücadele Sürer”
Mazlum Abdi, ABD’de kamu yayıncısı PBS’ye verdiği röportajda 18 Ocak’ta Şam yönetimiyle imzalanan ateşkes ve entegrasyon anlaşmasının “mevcut koşullar altında elde edilebilecek en iyi sonuç” olduğunu söyledi.
Abdi, SDG’nin özerklik talebinin sürdüğünü ancak mevcut şartlarda Şam yönetiminin yalnızca yerel yönetim modelini kabul ettiğini belirtti. Anlaşmanın bozulması halinde ise “mücadelenin sonuna kadar süreceğini” ifade etti.
ABD askerlerinin çekilmesini “iyi bir fikir” olarak görmediğini de dile getiren Abdi, bunun terörle mücadelede yeni zorluklar doğurabileceğini söyledi.
ABD Çekilirse Ne Olur?
ABD’nin sahadan tamamen çekilmesi halinde üç temel senaryo öne çıkıyor:
- Şam yönetiminin kuzeydoğuda tam kontrol sağlaması
- SDG’nin yerel yönetim modeli içinde sınırlı yetkiyle sisteme entegre olması
- Güvenlik boşluğunun IŞİD tarafından istismar edilmesi
Bu süreç yalnızca Suriye’nin iç dengelerini değil; Irak, Türkiye ve daha geniş ölçekte bölgesel güvenlik mimarisini de etkileme potansiyeline sahip.
Neden Önemli?
ABD–SDG görüşmesi, yalnızca iki aktör arasındaki diplomatik temas olarak görülmüyor. Süreç:
- Suriye’nin siyasi bütünlüğünü
- Kürt yönetiminin geleceğini
- IŞİD’in yeniden güç kazanma riskini
- ABD’nin Ortadoğu stratejisindeki yön değişimini
doğrudan etkileyebilecek nitelikte.
Ortadoğu’daki güvenlik gelişmeleri küresel sonuçlar doğurabildiği için, sahadaki askeri hareketlilik ile diplomatik temasların birlikte değerlendirilmesi önem taşıyor. Mevcut tablo, entegrasyon sürecinin ilerlediğini ancak güvenlik risklerinin tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.

