Anasayfa » Tür Seçimi ve Üretim Materyali » En Verimli Domates Tohumu Hangisidir?

En Verimli Domates Tohumu Diye Bir Şey Yoktur (Ama Sizi İflastan Kurtaracak Olanlar Var)

Siz şimdi buraya, arama motoruna “en verimli domates tohumu” yazdınız ve karşınızda sihirli, tek bir isim görmeyi bekliyorsunuz değil mi? Hani şu toprağa attığınız anda fışkıracak, dekara 20 ton verecek, hem hastalığa direnecek hem de tadı çocukluğumuzdaki o buram buram kokan domatesler gibi olacak…

Üzgünüm ama sizi hayal kırıklığına uğratarak başlamam lazım. Öyle bir tohum yok.

Eğer biri size “Al bunu ek, kesin köşeyi dönersin” diyorsa, arkanıza bakmadan kaçın oradan. Çünkü tohum işi, hele ki domates gibi nazlı bir bitkiden bahsediyorsak, bir nevi kumardır. Ama bu kumarı masa başında değil, tarlanın bağrında; güneşin alnında ve toprağın tuzunda oynarsınız. Ben balkonumda saksılarla uğraşırken başladım bu işe ama, işin renginin o süslü paketlerdeki gibi olmadığını anlamam, sanayi tipi üretim yapan abilerimin tarlalarında, o kavurucu sıcakta domates koltuklarını alırken dank etti kafama.

Verim dediğiniz şey görecelidir. Kime göre verim? Salçalık mı yapacaksın, yoksa İstanbul haline “beef” domates mi yollayacaksın?

Bakın, buradaki mesele sadece “çok ürün almak” değil. Kayıptan kaçınmak. Yanlış tohum seçerseniz, sadece o küçücük çekirdeğe verdiğiniz para gitmez. Altı ay boyunca o bitkinin dibine döktüğünüz gübre, harcadığınız su, çektiğiniz çile ve en önemlisi zamanınız çöp olur. Tohum, çiftçinin namusudur derler, boşuna demezler. O yüzden gelin, şu “en verimli” lafını bir kenara bırakalım da, “Hangi tohum beni batırmaz, aksine yüzümü güldürür?” sorusuna odaklanalım.

Sırık mı, Oturak mı? Çuvalı Dolduran Hangisi?

Önce şu ayrımı bir yapalım. Eğer araziniz 500 metrekare ile 5 dönüm arasındaysa ve iş gücünüz kısıtlıysa, bu karar hayati.

Sırık domates (Indeterminate), evet, verim potansiyeli olarak canavardır. Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur misali. Seralarda veya ipe alınmış açık arazilerde, sezon boyu meyve verir. Tepe sürgününü kesmediğin sürece boy atar gider. Ama işçiliği adamı bezdirir. Koltuk almasıydı, ipe sarmasıydı, yaprak budamasıydı derken, bir bakmışsınız beliniz bükülmüş.

Ama oturak domates (Determinate) öyle mi? Belli bir boya gelir, bütün çiçeklerini aynı anda açar, meyvesini verir ve “Benden bu kadar usta” der, işi bitirir. Hasadı topludur. Sanayiye, salçaya, kurutmaya gider.

Şimdi sadede gelelim. Piyasada herkesin dilinde olan, benim de bizzat performansını takdir ettiğim bazı “isimlerden” bahsedeceğim. Reklam değil bu, arazi gerçeği.

Herkesin Övdüğü Ama Benim “Acaba?” Dediğim Hibritler

Hibrit (F1) tohum deyince milletin aklına hemen “GDO’lu bu, kısır bu” gibi şehir efsaneleri geliyor. Yapmayın. F1 tohum, iki saf hattın en iyi özelliklerini (biri hastalığa dirençlidir, diğeri çok lezzetlidir) tek bir çocukta toplama sanatıdır. Teknoloji işidir. Pahalıdır, evet. Bir tohum tanesine 5-6 TL verdiğiniz olur. Ama karşılığını “tonaj” olarak verir.

Mesela Pink Rock (Yüksel Tohum). Özellikle örtü altı ve yayla seracılığında bir efsaneye dönüştü. Neden? Çünkü rengi o kadar canlı bir pembe ki, tezgaha koyduğunda müşteri mıknatıs gibi çekiliyor. Raf ömrü uzun. Yani Antalya’dan kamyona yükledin, İstanbul haline gidene kadar pelteye dönmüyor. Verimi çok yüksek. Ama… İşte o “ama” kısmı önemli. Çok iyi bakım ister. “Suyu saldım çayıra” derseniz, Pink Rock size küser. Potasyumunu, kalsiyumunu eksik etmeyeceksiniz. Yoksa o güzelim domateslerin poposunda çürüklükler (çiçek burnu çürüklüğü) başlar, emeğiniz ziyan olur.

Bir diğer ağır abi: Seminis’in 191 serisi veya benzer türevleri. Bunlar tank gibidir. Tarlada, açık alanda sizi kolay kolay üzmez. Hastalık dayanımı yüksektir. Özellikle Tylcv dediğimiz o lanet sarı yaprak kıvırcıklık virüsüne karşı dirençleri iyidir.

Efsane Geri Döndü: H-2274

Şimdi biraz eskilere, dede yadigarı olmasa da “baba yadigarı” sayılabilecek standart tohumlara gidelim. H-2274. Bu kodu gören eski toprak çiftçilerin gözleri parlar. Standart bir oturak domates çeşididir. Sanayi tipidir. Kabuğu kalındır, taşa vursan kırılmaz derler ya, hani o hesap. Nakliyeye gelir.

H-2274’ün olayı şudur: Tohumunu kendiniz alıp seneye tekrar ekebilirsiniz. F1 hibritler gibi “açılım” yapmaz, yani dejenere olmaz. Verimi F1’ler kadar patlayıcı değildir belki, ama maliyeti düşüktür. Eğer “Ben tohum parasına servet ödemem, tarlam geniş, sürer ekerim, sanayiye de satarım” diyorsanız, H-2274 hala sahaların yıldızıdır. Lezzeti de o eski salçalık domatesleri aratmaz. Asit oranı yerindedir, menemeni güzel olur.

Ama dikkat! Bu çeşitlerin hastalıklara direnci, yeni nesil hibritler kadar yüksek değildir. Bir mildiyö (mantar) salgınında, eğer zamanında bakır uygulamasını yapmazsanız, tarlayı kapkara bulabilirsiniz. Bağlam çok önemli, demiştim değil mi? Nemli, sürekli yağış alan bir bölgedeyse, H-2274 sizi üzer. Ama İç Anadolu’nun, Ege’nin kurak sıcağında canavar kesilir.

Lezzet mi, Tonaj mı? Acı Gerçekler

Burada bir parantez açayım. Çok verimli domates, genelde çok lezzetli olmaz. Bu bir biyolojik takastır. Bitki enerjisini meyve sayısına ve raf ömrüne harcıyorsa, aromadan ve şekerden çalar.

“Benim müşterim lezzet arıyor, kokulu domates istiyor” diyorsanız, o zaman Pembe Domates varyetelerine veya yerel “köy domatesi” popülasyonlarına yöneleceksiniz. Ama bunların kabuğu incedir. Pazara götürürken yarısı yolda ezilir. Raf ömrü 2-3 gündür. Ticari yapacaksanız, pazarınızın hemen dibinizde olması lazım.

Toprak Analizi Yapmadan Tohum Alanın Aklına Şaşarım

Bakın, en iyi tohum bile yanlış toprakta çöp olur. Geçen sene bir arkadaş, dünyanın parasına en kaliteli sırık domates tohumunu aldı. “Köşeyi döndük” diyor. Ama toprağında nematod varmış. Hani şu köklerde ur yapan, bitkinin kanını emen mikroskobik solucanlar. Fideleri dikti, bitkiler 1 ay sonra sararıp soldu. Verim? Sıfır.

Eğer toprağınız yorgunsa, nematod riskiniz varsa, mutlaka ama mutlaka “Nematod Dayanımlı” (paketlerde N harfi yazar) çeşitleri seçmek zorundasınız. Yoksa “En verimli tohum buymuş” diye aldığınız o paketler, sadece cüzdanınızı hafifletir.

Kışın Domates Ekilir mi? (Mevsimsel Halüsinasyonlar)

Bazen duyuyorum, “Bu tohum çok güçlüymüş, kışın da ekeyim” diyenleri. Domates sıcak iklim bitkisidir. Gece sıcaklığı 10 derecenin, hele hele 6-7 derecenin altına düştüğünde bitki strese girer, “don” yemese bile gelişimi durur, olduğu yerde sayar. Döl tutmaz. Çiçekleri döker.

Sera ısıtmanız yoksa, “en verimli” dediğimiz o hibritler bile size kışın domates vermez. Antalya’nın sahil şeridindeyseniz durum başka, ama Ankara’nın ayazında “Süper tohum buldum” diye şubat ayında fide dikmeye kalkmayın. Paranıza yazık.

Bakım Tüyoları: Verimi Tohum Değil, Siz Yaratırsınız

Tohumu seçtiniz diyelim. İş bitti mi? Asıl şimdi başlıyor.

  • Döl Tutma: Yazın sıcaklar bastırdığında, 35 derecenin üstünde domates polenleri kısırlaşır. İşte o dönemde “Bumble Bee” (Bombus arısı) kullanımı serada mucize yaratır.
  • Sulama Rejimi: Domates suyu sever ama “boğulmayı” değil. Düzensiz sularsanız meyveler çatır çatır çatlar. Damlama sulama bu işin olmazsa olmazıdır.
  • Gübreleme: Potasyum… Domatesin rengini, tadını ve doluluğunu yapan şey potasyumdur. Azot (üre) verip durursanız bitki boya gider, yaprak güzeli olur ama meyve vermez.

Peki, Son Karar Ne?

Şimdi bana “Hadi sadede gel, bir isim ver” diyorsunuz, hissediyorum.

Eğer profesyonel, serada veya sırığa alarak açık tarlada yapacaksanız; Pink Rock veya Tayfun, Alsancak gibi kendini kanıtlamış F1 hibritlere bakın. Bölgenizdeki ziraat mühendisine mutlaka virüs direnci hakkında danışın.

Eğer “Benim tarlam geniş, işçim yok, sanayiye veya yerel pazara dökeceğim” diyorsanız; H-2274 veya Rio Grande tipi oturak domatesler sizin güvenli limanınızdır.

Tohum seçimi, bir nevi evlilik gibidir. O süslü kataloglardaki “Ultra Süper Verim” yazılarına kanmayın. En doğru veri, sizin toprağınızın hafızasında ve yan komşunuzun tecrübesinde saklıdır.

Ha bir de… O domatesi dalından kopardığınızda elinize sinen o yeşil koku yoksa, kasalar dolusu ürün almışsın neye yarar?

Editör

Elif Bursa

EDİTÖR

Yorum yapın