Apartman Balkonunda Domates Yetiştirenler İçin Parmak ve Ağırlık Testiyle Su İhtiyacı Kontrolü
Domates toprak kuruduğunda sulanır. Başka bir kuralı veya formülü yoktur. Balkona çıkıp o saksıda domates sulama işini yapmadan önce işaret parmağınızı toprağın dört beş santim içine sokacaksınız. Nem hissetmiyorsanız saksıda domates sulama vaktiniz gelmiştir. İnternette saksıda domates sulama takvimi arayıp iki günde bir su döküyorsanız o bitkiyi kısa sürede öldürürsünüz. Şu an karşınızda yaprakları boynunu bükmüş soluk duran bir bitki olabilir. Öğle sıcağında bu normaldir, hemen suyu boca etmeyin. Bekleyin. Toprağı kontrol edin.
Sabit sulama günleri bitkinizi öldürür. Her balkonun kendi iklimi vardır. Salı ve Cuma günleri su vereceğim diye bir ezber yapamazsınız. Çevresel koşullar değiştikçe ezberler işe yaramaz. Saksı türü, balkonun cephesi ve rüzgarın şiddeti toprağın kuruma hızını belirler. Temmuz ayındaki batı cephesi balkonunda toprağın saat 14:00’te buharlaşması ile doğu cephesindeki sabah güneşini alan saksının durumu tamamen farklıdır.
Suyu bitkiye verirken sadece iki yöntemi kullanacaksınız. Birincisi görsel ve dokunsal olan parmak testidir. Toprak yüzeyini kurcalayın. Parmağınızı ıslak hissetmediğiniz ilk an bir bardak suyu yavaşça yedirin. Yüzeyin kuru görünmesi sizi aldatmasın. Yüzey güneşten hemen kurur ama dört santim aşağısı hala çamur gibi ıslak olabilir. Parmağınızı soktuğunuzda uç kısımda bir serinlik ve ıslaklık varsa fazlasına dokunmayın. Bırakın o suyu kullansın.
İkinci test saksıyı kaldırma testidir. Suyu verdikten sonra saksıyı iki elinizle hafifçe havaya kaldırın. O ağırlığı zihninize kazıyın. Aradan birkaç gün geçtikten sonra saksıyı tekrar kaldırın. Eğer saksı çok hafiflediyse, içindeki su uçmuş ve bitki tarafından tüketilmiştir. Bu iki test sizi bütün takvimlerden ve matematiksel hesaplardan kurtarır. Sadece dokunun ve kaldırın.
Bu işlemi yaparken suyu nasıl döktüğünüz de önemlidir. Suyu saksının altına inene kadar ağır ağır vermeniz şarttır. Suyu bir anda boca ederseniz su kendine bir yol bulur ve toprağı ıslatmadan doğrudan saksının altındaki deliklerden tabağa akar. Siz de toprağı suladım sanırsınız. Eğer döktüğünüz o su saksıdaki tabaktan üç dakika bile geçmeden aşağı direk hücum edip tabağı taşırdı ise; içerde su tutulumu sağlayan kanallar ve yarıklar olmuştur ya toprak kuru kaskatıdır ya çok geçirgendir, kök nem çekmedi, o toprağı hafifçe basınçlandırıp ezmeniz icap edecek.
Yavaş sulama yapmak için bir pet şişenin ağzını delmek en pratik yoldur. Kapağında üç dört küçük delik olan bir pet şişe ile suyu damla damla toprağın her yerine eşit şekilde dağıtarak verebilirsiniz. Su toprağın içine yavaşça süzülecek ve alt kısımlara kadar inecektir.
Alt tarafta biriken su her zaman zararlıdır. Bu suyu hemen boşaltın. O su bitkinin köküne değer. Çünkü bazen öyle çok su veririz ki, altlıktaki o durağan suda kök hava alamadığından bitki nefessiz kalarak hemen iki gün sonra sararmaya başlıyor bunu önceden kestiremezsiniz. Tabağa su indiği an sulamayı kesin ve o tabağı lavaboya dökün. Kökler suda beklememelidir.
Saksı boyutu suyu verme sıklığınızı doğrudan değiştirir. 14 litrelik bir saksı ile 3 litrelik bir saksının kuruması aynı olmaz. 14 litrelik saksı suyu uzun süre tutar, sizi günlerce idare eder. 3 litrelik saksı ise Temmuz ve Ağustos sıcaklarında günde iki defa su isteyecek duruma gelir. Küçük saksı çabuk ısınır, çabuk kurur. Hele bir de güney cephesinde kavrulan bir balkonunuz varsa 3 litrelik saksıdaki toprak öğleden sonra tamamen takır takır olur. Öğle sıcağında soğuk suyu yediğinde toprağın aniden kavurma yapması bitkinin köklerini yakar. Bu yüzden çok sıcak saatlerde su verilmez.
Toprak yapısından da bahsetmek lazım. Torf iyi su tutmaz. Suyu dökersiniz kenarlardan kaçar gider. Hazır poşet topraklarda bu çok yaşanır. Bitkiyi beslemez sadece tutar. Gerçi bitkiyi zayıf düşüren sadece toprak değil, yaprakların arkasına yerleşen beyaz sinek tehlikesi de var. Bu sinekler yaprak özsuyunu emerek bitkiyi kurutur ve saksı kenarında uçuşmaya başlarlar. Her neyse toprağa dönersek, sadece torf kullanmak yerine bahçe toprağı karışımlı daha ağır topraklar nemi daha iyi hapseder. Toprağınız suyu hemen aşağı bırakıyorsa suyu daha yavaş vermeniz gerekir.
Türkiye şartlarında, özellikle son yaz dönemlerinde artan aşırı kurak sıcaklıkları dikkate alın. Ağustos ayında lodos estiğinde, o sıcak ve kuru rüzgar saksıdaki suyu güneşten bile daha hızlı buharlaştırır. Lodoslu günlerde toprağı daha sık parmaklamanız gerekecek. Türkiye şehir sularındaki durum da bitkiyi etkiler. Şebeke suyunda yüksek kireç ve klor vardır. Çeşmeden suyu doldurup doğrudan saksıya dökerseniz, o kireç toprağın üzerinde beyaz bir tabaka yapar ve klor kökleri yorar. Bitkinin alt yaprakları pörsür, uçları kurur. Suyu bir kaba doldurun ve ağzı açık şekilde yirmi dört saat bekletin. Klor uçsun, kireç dibe çöksün. O bekletilmiş suyu yavaşça kullanın.
Suyu yavaş dökün dedik ama sabah sulamak ile akşam sulamak arasında da her zaman bir ikilem olur. Akşam sulamak iyidir derler çünkü gece boyunca bitki suyu çeker güneş de suyu buharlaştırmaz. Ama akşam sularsanız ve toprak sabaha kadar aşırı ıslak kalırsa serin gecelerde kökler üşüyebilir. Sabah sulamak da mantıklıdır güneş çıkmadan önce suyu verirsiniz bitki güneşe hazırlıklı başlar. Bazen sabah verecek vaktiniz olmaz akşam verirsiniz o da olur ama gündüz on ikide tam güneşin altında saksı yanarken o suyu dökmeyin.
Dikkatli olacaksınız çünkü birkaç saat fazla ıslak kalan o toprak bitkiyi şoka sokar. Bitki boynunu büktü diye hemen elinize şişeyi almayın. Aşırı su da yaprakları büktürür, susuzluk da yaprakları büktürür. Parmak testini yapmadan karar vermeyin. Parmağınız ıslanıyorsa yapraklar güneşten kendini korumak için eğilmiştir, gölgeye geçince düzelirler.
Eğer toprak kuru kaskatıysa ve suyu döktüğünüzde emmiyorsa, parmaklarınızla toprağı hafifçe eşeleyin. Üst tabaka taşlaşmış olabilir. O sert tabakayı kırın. Gerekirse suyu azar azar yarım saat arayla verin. İlk verdiğiniz su toprağı yumuşatır, ikinci verdiğiniz su aşağı iner. Sabırsız davranıp bir litreyi tek seferde boca etmeyin. O su bitkiye ulaşmadan plastik saksının kenarlarından kayıp tabakta birikir.
Bu süreçte yaprakları izleyin. Alt yapraklar sararıyorsa ve toprak sürekli nemliyse çok su veriyorsunuz demektir. Yaprakların uçları kuruyup kağıt gibi oluyorsa ve saksı hafifse susuz kalmıştır. Bitkiler dışarıdan gelen müdahalelere yavaş tepki verir. Suyu verdiğiniz an on dakika içinde mucize beklemeyin. Hücrelerin suyu çekmesi ve dikleşmesi saatler alır. Gözlem yapın. Her saksıya aynı muameleyi yapmayın. İki saksınız varsa biri bugün su isterken diğeri yarın isteyebilir.
Makalenin başında bahsetmem gereken bir durum vardı, türler arasındaki fark. Çingene domatesiyle cherry domates suyu farklı emer. Çingene domatesi iri meyveler vereceği için meyve tutumu döneminde topraktaki suyu çok hızlı tüketir. İri domates su demektir. Saksıyı sabah ağır bıraksanız bile akşamüstü kaldırdığınızda tüy gibi hafiflediğini görürsünüz. Fakat ufak cherry domatesleri daha küçük saksılarda idare edebilir ve suyu daha dengeli harcar. İki türü yan yana yetiştiriyorsanız ikisine de aynı anda aynı miktarda suyu verip işi bitiremezsiniz. Cherry domatesin toprağı hala ıslakken çingene domatesinin toprağı tamamen kurumuş olabilir. Çingene domatesine daha geniş bir altlık koyup suyu yavaş yavaş oradan da emmesini sağlamak bazen işe yarar. Tabi suyu tabakta günlerce bekletmemek şartıyla. Aksi halde cherry saksısındaki suyu kontrol etmeden verdiğinizde onun köklerini çürütmüş olursunuz. İkisi de aynı cins bitki olsa bile meyve boyutları topraktan çekilen nemi doğrudan belirler. Meyveler büyümeye başladığında toprağı yoklama sıklığınızı artırmanız gerekir.

